Koçluk Nedir? Ne Değildir? Koç Kime Denir?

Merhaba çok değerli Hakkı Şenkeser "Benim Dikey Dünyam" okurları Koçluk Nedir? Ne Değildir? Koç Kime Denir? Başlıklı bu yazımda koçluğa hep birlikte çok farklı bir bakış açısı ile bakacağız ve koçluğa dair pek çok şey konuşacağız. Umarım sadece bu yazıyla da kalmayıp güncel bir yazı dizisi olarak da devam edeceğim. Dolayısıyla her birinizin yaptığı geri dönüşler ve katkılar çok kıymetli olacak.


Öncelikle Uluslararası akreditasyonlu; “ACSTH ve ICF Professional Expert Coach” Üniversite akreditasyonlu; “Profesyonel Uzman Koç” Consortium of Professional Awarding Bodies (COPAB) ve Türkiye Psikologlar ve Psikiyatristler Derneği akreditasyonlu; “Temel Psikoloji, Kişilik Psikolojisi, Eğitim Psikolojisi, NLP Uzmanı, Kuantum Düşünce Teknikleri Uzmanı” Mili Eğitim Bakanlığı (MEB) akreditasyonlu; “Eğiticinin Eğitmeni”, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) akreditasyonlu; “Mesleki Yeterlilik Ölçme ve Değerlendirme Uzmanı” The Lean Six Sigma Company akreditasyonlu; “Black Belt” ve son olarak Yönetim Danışmanları Derneğİ Asil Üyesi (YDD) akreditasyonlu; “Yönetim Danışmanı” olarak koçluk yetkinlik ve akreditasyonlarım ile ilgili bilgilendirme yaparak konuya girmek isterim. Bu belge ve akreditasyonların tamamına yazımın sonunda ulaşabileceksiniz.



Neredeyse 30. yılına girdiğim profesyonel mesleki kariyerim ve güncel EYT, Emeklilikte Yaşa Takılanlar yasası kapsamında emekli olacak ama “durmak yok, öğrenmeye ve gelişmeye devam” ilkesi ile çalışmaya devam diyerek, mesleki kariyerimin, en başından bugüne değin süregelen, imalat, ekip ve performans yönetimi, stratejik planlama konusunda ki tecrübelerimin, danışmanlık ve koçluk becerilerimin gelişmesine fazlasıyla katkı sağladığını düşünüyorum.


Profesyonel iş yaşamında, bir imalatın dolayısıyla, üretim hedeflerinin konuşulduğu ve koşturulduğu bir ortamda, ortak hedefe ve amaca yönelik çalışmanız ve birlikte çalıştığınız arkadaşlarınızla takım olmanız gerekir.

Takımın lideri sizseniz bu süreçte takımın tüm parçalarını yakından izlemeniz gerektiğinde doğru müdahaleler ile onlara destek olmanız yani koç olanız gerekir.

Bunun adı, kimi zaman performanslar düştüğünde performans ve motivasyon koçluğu, kimi zaman çalışma ortamında beklentiler ve geleceğe dönük kaygılar söz konusu olduğunda kariyer koçluğu, kimi zaman kurumsal ölçekte, kalite, israf ve verimlilik söz konusu olduğunda yalın üretim modellerini de uygulayabileceğiniz kurumsal koçluk, kimi zaman da takım üyesinin, iş yaşamının dışında ki problemlerinden kaynaklanan sıkıntılarının, takımı ve hedeflerini olumsuz etkilediğini fark ettiğiniz de yaşam koçluğu, hatta artık çokça etrafımda dile getirdiğim, profesyonel mesleki kariyerimin ile de ilişkilendirdiğim amatör sporcu kariyerimin bir ifadesi olan, kişinin kendini iyi hissetme yani sağlıklı olma halini ifade eden wellness koçluğudur.



Peki Koçluk Nedir?

Koçluk kısaca bireyleri ve kurumsal organizasyonları, hedefleri ve hayalleri doğrultusunda geleceğe taşımaya odaklanan planlı bir farkındalık yaratma ve gelişim ilişkisidir.

Dolayısıyla profesyonel koçluk hizmeti alan bireysel danışanlar ve kurumsal danışanlar ‘mevcut ben’ ve ‘ideal ben’ arasındaki mesafede yol kat etmeye başladıklarında, geleceğe dönük hayal ve hedeflerine ulaşmak için kendilerini daha güvenli, hazır ve cesur hissederler.

"Hedefiniz eğer zirveye ulaşmaksa, bazen farklı bir bakış açısı lazımdır!"



Yazımın hemen başında koçluk kavramına çok farklı bir bakış açısıyla bakacağımı söylemiştim. Ben koçluğu içerdiği; “Zirveye Ulaşmak” kavramı neticesinde dağlar ve dağcılık ile çok fazla yan yana getiriyorum. Hatta koçluğu da bir nevi dağcılığa bile benzetiyorum. Bu koç ya da danışanının dağcı ya da dağlara çıkmak zorunda olduğunun anlamına gelmiyor. Ama sonuçta hedefimiz, hedeflerimiz hep zirveye çıkmak ve zirvede olmak değil mi? İş, profesyonel, sosyal ve özel hayatlarımız da zirveyi ya da en iyiyi, en huzurlu olduğumuz anları, huzuru, mutluluğu, sevgiyi ve dengeyi aramıyor muyuz? Tüm bu duyguları zirvede yaşamayı istemiyor muyuz?

ICF yani, International Coach Federation (Uluslararası Koçluk Federasyonu) koçluğu şöyle tanımlar;

Günümüzün belirsiz ve karmaşık ortamlarında, kişisel ve mesleki potansiyeli maksimize eden, müşteriyi daha fazla düşünmeye teşvik ederek yaratıcı süreçler içine girmesi için ilham veren, müşteri ile koçun iş birliği içinde olduğu bir ilişkidir. Koçlar her müşterinin yaratıcı, becerikli ve bütün olduğuna inanır.

Yine başka bir tabirle koçluk, istenen performansa ulaşmak için, koç (coach) ve danışan (coachee) arasında kurulan planlı bir gelişim ilişkisidir. Kişilerin var olan potansiyellerini ortaya çıkararak, ulaşılabilir hedeflere ve olasılıklara odaklanan bir öğrenme ve gelişim sürecidir. Bunun için de koçluk soru sorma sanatıdır.



Koçluk mesleği doğru soruları sormakla başlar. Kendimize sormaktan kaçındığımız, belki de hiç soramadığımız soruları sorarak kendi potansiyelimizi keşfetmemizi sağlar. Koçluk sihirli bir değnek değildir. Çözüm danışanın içinde yani onun potansiyelindedir. Koç burada danışana yol arkadaşlığı yapar. Çözümü, kendisinin bulması için onu teşvik eder, içinde ki potansiyelini fark etmesini ya da açığa çıkarmasına yardımcı olur.

Koçun tanımını yaptık. Peki Koç ve Koçluk Ne Değildir?

Öncelikle koç kesinlikle bir psikolog, psikiyatrist ya da terapist değildir. Bununla birlikte bir sırdaş, kanka, akıl hocası ya da anne ve baba da kesinlikle değildir. Çünkü koç tavsiyede bulunmaz, akıl vermez ve öğretmez. Yukarıda koçun tanımını yaparken de dediğimiz gibi, koç doğru soruları sorarak kişinin doğru cevapları kendisinin bulmasına dolayısıyla içindeki potansiyeli ortaya çıkarmasına yardımcı olur.

Peki Koç Kime Denir?

Koç, danışanlarının kişi ya da kurum fark etmeksizin özel ya da profesyonel yaşamlarında kendilerini keşfetmelerine, sorunlarını çözmelerine ve karşılarına çıkabilecek fırsatları değerlendirmelerine yardımcı olan kişidir. Bunu da yukarıda yazdığımız gibi danışanını direkt yönlendirmek yerine doğru soruları sorarak ve yine cevapları da kendisinin bulmasına yardımcı olarak yaparlar.

Bir dağın zirvesinde olmanın keyfini önce eteklerinde yürümeden nasıl yaşayabilirsin?


Kişisel gelişim uzmanı, yazar ve meşhur, “Ferrari’sini Satan Bilge” kitabının yazarı Robin Sharma’nın çok beğendiğim ve kullanmaktan da çok büyük keyif aldığım bir sözü.

Neresinden bakarsanız bakın müthiş anlamlı bir söz. Hayatınız, deneyimleriniz ve sonrasın da yaşamayı planladıklarınız hatta hedefleriniz ile ilgili pek çok şeyi bu kısacık cümlede bulabilmeniz fazlasıyla mümkün. Dolayısıyla koçluk ve koç kavramı neticesinde ulaşmak istediğiniz nokta olan zirve kavramı ile de müthiş ilişkili.

Beni yakından tanıyanlar dağları ve dağcılığı ne denli sevdiğimi dolayısıyla koçluk ile ilişkilendirdiğimi de çok iyi bilirler. “Dağlar Sessiz Öğretmenlerdir." Dağlar, hayata farklı bir gözle, farklı bir pencereden bakabilmemi, çok daha fazla olgunlaşma mı, uzun vadede gerçekçi hedefler koyarak sabırla bu hedefler üzerinde ilerleme mi sağladı. Dolayısıyla koçluğa bu çerçeveden bakabiliyor olmak koç ve koçluk kavramına bakış açımı da fazlasıyla geliştirdi.

Dağcılığı ve dağları artık sadece bir spor ya da bir hobiden daha çok, yaşamıma anlam katan, mücadele gücü ve azmimi geliştiren, yeni keşifler yapmamı sağlayan bir öğreti olarak görüyorum.

Türk dağcısı Tunç Fındık’ın, 8000/Yüksek Macera isimli kitabının ön sözünde yazdığı gibi, “Keşif olayı Amerika’yı keşfetmek kadar büyük olmak zorunda değildir.” İnsan ruhu zorluklarla mücadele etmeye ve keşif yapmaya ihtiyaç duyar. Dolayısıyla bir koç olarak kazandığım bu öğretileri ve neticesinde elde ettiğim deneyimlerimi koçluk yetkinliklerim olarak kullanmaya da gayret ediyorum.

"Dağlar Sessiz Öğretmenlerdir"

Demiştim ya. İşte dağlar size yüzleşmeyi, mücadele etmeyi ve asla vazgeçmemeyi öğretir. Bir koç da dağcı gibidir. Sabırlıdır. Asla vazgeçmez. İyi bir dinleyicidir. Doğru soruları sorar.

Biz dağcılar çok iyi biliriz. Dağ izin verirse zirvesine çıkarsın. İzin vermez ise geri dönersin. Burada dağcıya düşen ise her daim hazır olmaktır. Hazır olmaktan kastım asla gözü karartıp burnunun dikine gitmek değil. Dağcı onu geride bekleyenler olduğunu bilir. Tedbirini ona göre alır. Bilgisi, yeteneğinin ve teknik donanımının farkındadır. Yeri geldiğinde dönmesini de bilir. Bilir ki... Dağ onu bir sonra ki tırmanışı için bekleyecektir. Çünkü dağ oradadır ve dağcı bir daha ki sefere daha hazır gelecektir. İyi bir koç da danışanının nerede durması gerektiğini, nasıl hazır olacağını, içerisinde ki potansiyeli açığa çıkarması noktasında nasıl donanım ve ekipmanlara ihtiyacı olması noktasında devamlı yanında olur. Koç danışanı ile yola çıktığı zirve yolculuğu esnasında, zirveye yürürken bazen de yürüdüğünüz parkuru değiştirmesi gerektiğini çok iyi bilir. Çünkü, “Gidilen yol önemli değildir. Bazen yol kapalıdır. Engeller ile doludur. Bazen bu engelleri aşmak bazen de etrafından dolanmak gerekir. Aşacağınız her engel hayatta size bir şeyler kazandırmayacaktır. Dolayısıyla bazı engeller ile oyalanıp vakit kaybetmek yerine etrafından dolaşmak kimi kez en doğru yoldur. İşte iyi bir koç bu zirve yolculuğunuz esnasında size rehberlik yapacaktır. Dolayısıyla, önemli olan, gidilecek olan yer, dağın zirvesidir." yani hedefimizdir.



Dağlar ya da dağcılığın hayatımda ki pek çok ilerleme ve hedef için bana ilham kaynağı olduğu doğrudur. Bu ilhamı koçluk kavramı ile yan yana getirebilmek danışanlarıma da zirve yolculukları esnasında ilham verebilmekte öncelikli hedefim oldu.

Hayatta hepimizin bir ya da birden fazla maddi, manevi bir beklenti içerisin de olduğumuz istek ve hedeflerimiz muhakkak vardır. Bu istekler ya da hedefler, kariyer yapmak, çok para kazanmak, iş kurmak, kişisel gelişim, üniversite okumak, ev almak, evlenmek, çocuk sahibi olmak, sağlıklı yaşamak, uzun yaşamak, kötü alışkanlıklardan kurtulmak, bir ya da birden farklı konuda uzmanlaşmak gibi pek çok hedef olabilir. Bu hedeflerimize ulaşmak istediğimiz noktada bazen bir yoldaşa yani koç’a ihtiyacımız olur.

Birbirinden farklı beklentiler içeren bu hedeflerin her ne kadar amaçları farklı olsa da onlara ulaşabilmek için, düşünmeniz ve üzerinde ısrarla durmanız gereken 4 ortak noktaları var.

İstemek

Çalışmak

Motivasyon

Sabır

İşte koç bu hedeflenen zirve yolculuğu esnasında size rehberlik yapacaktır. Konunun detayına girmeden önce bana hem bu yazı hem de hayatımda ki ulaşmayı hedeflediğim, hedeflerim için de ilham kaynağı olan yazımın başlığı ile ilgili birkaç cümle yazmak istiyorum.

Benim Dikey Dünyam, orijinali “my vertical world” olan Polonyalı efsane Himalaya dağcılarından ve yeryüzünde sayıları 14 tane olan ve tamamı Asya Kıtasında ve Himalayalar dağ silsilesinde yer alan 8000 metrenin üzerinde ki dağların tamamına

Peki, Neden Benim Dikey Dünyam?

Öncelikle bana hedefime ulaşmam için devamlı başımı yukarıda tutmam gerektiğini ama önümde ki engelleri de görebilmek için tırmanırken önümü de kontrol etmem gerektiğini hatırlattığı için.

Motivasyon kaynağım olduğu ve hedefime ulaşmak için çok çalışmam gerektiğini bunun yanında sabırlı olmamı da hatırlattığı için.

Gördüğünüz gibi rol modelim olan dağlar ve dağcılık bizi tekrar hedefe ulaşmak için olmaz ise olmaz olan o 4 kelimeye götürdü.

İstemek

Çalışmak

Motivasyon

Sabır

Hedefin adı hiç önemli değil. İster adı, yüksek bir dağın zirvesine çıkmak ister çok başarılı olmak ister çok daha kaliteli ve verimli işletmeler kurmak, uzunca bir süredir üzerinde çalıştığınız kitabı yazmak, ister sağlıklı ve uzun yaşayabilmek için kilo vermek isterseniz terfi etmek olsun hiç fark etmez. Önce istemeniz sonra o hedefe ulaşabilmek için çalışmanız bu ara da önünüze çıkabilecek tüm olumsuzluklar karşısında motivasyonunuzu güçlü tutmanız ve sabırlı olmanız gerekir.

Müsaadenizle kısa ama çok sevdiğim yine dağlardan alıntı bir cümleyle yazımı bitireyim.

“Önemli işler yapmak istiyorsanız dağları sırtınızda taşımaya hazır olmalısınız.”

Unutmayın! Güç zaferlerinizden gelmez. Mücadeleleriniz gücünüzü geliştirir. Zor bir hayatın içinde olduğunuzda ve teslim olmadığınızda. İşte güç budur...

Eğer zirveye çıkmak ve her seferin de denemekten ve başarısız olmaktan korkuyorsanız kim bilir belki de bakış açını değiştirmen gerekiyordur. Ne dersiniz?




















Hakkı Şenkeser

Yorumlar