“Dağlar, sessiz öğretmenlerdir.”
Merhaba "Benim Dikey Dünyam" okurları. Ağrı Dağı’nın zirvesine uzanan yolculuğumda, Telçeker ve Üzengili köyleri arasında sessizce yatan bir efsaneye, Nuh’un Gemisi kalıntılarını da ziyaret ettim.
![]() |
| nuhun-gemisi-hakki-senkeser-1 |
Bu doğal anıt bana sadece kadim bir anlatıyı değil; doğanın ve tarihin el ele vererek öğrettiği derin dersleri hatırlattı. Zirve yolunda bedenim sınırlarını zorlarken, bu kalıntılar zihnime ve ruhuma başka bir fısıltı bıraktı: İnsanlığın ortak hikâyesi, doğanın derin sessizliğinde saklıdır.
Doğanın Sunduğu Sessiz Bir Ders
1959 yılında Harita Yüzbaşısı İhsan Durupınar tarafından fark edilen bu gemi silueti, yıllardır bilim dünyası ile efsaneler arasında köprü kuruyor. Kimileri için jeolojik bir oluşum, kimileri içinse tufandan kalan somut bir kanıt... Benim içinse bu tartışmaların ötesinde, doğanın sunduğu bir sabır dersiydi.
![]() |
| nuhun-gemisi-hakki-senkeser-2 |
Zirve Yolunun Ötesinde
Ağrı Dağı’na tırmanırken atılan her adım, sadece fiziksel bir çaba değil; aynı zamanda zihinsel bir arınmadır. Kalıntıların önünde durduğumda, gerçek yolculuğun sadece zirveye ulaşmak değil, yoldaki "sessiz öğretmenleri" fark edebilmek olduğunu anladım. Zirvede hissettiğim o eşsiz özgürlük duygusu, bu kalıntılarda vücut bulan insanlık mirasıyla birleşerek anlam kazandı.
![]() |
| nuhun-gemisi-hakki-senkeser-3 |
Tufan, Umut ve Yeniden Doğuş
Nuh Tufanı, sadece dini bir metin değil; insanlığın felaketler karşısındaki direncinin, umudunun ve yeniden inşa iradesinin evrensel sembolüdür. Dağın eteklerindeki bu siluet, bana şunu fısıldadı: “Her tufan geçer, her zirveye ulaşılır, her yolculuk yeniden başlar.” Tırmanışım sırasında nefesimin daraldığı her an, tufan sonrası karayı arayan o ilk umudu düşündüm.
Bu devasa kütlenin eteklerinde, sadece kayalar ve buzullar değil; binlerce yıldır çözülememiş bir gizem de yatıyor: Nuh’un Tufanı. Hadi gelin rotamızı biraz tarihe, biraz kutsal metinlere ve biraz da bilimin soğuk gerçeklerine çevirelim.
Kutsal Metinlerin İzinde: Ararat mı, Cudi mi?
Nuh’un Gemisi’nin nerede olduğu sorusu, insanlık tarihinin en büyük bulmacalarından biri.
![]() |
| nuhun-gemisi-hakki-senkeser-7 |
Batı Dünyası ve Tevrat: Tevrat’ın Yaratılış bölümünde geminin "Ararat Dağları"na oturduğu söylenir. Bu yüzden dünya literatüründe Ağrı Dağı (Mount Ararat), bu efsanenin ana merkezi kabul edilir.
Kur’an-ı Kerim: Hud Suresi’nde geminin "Cudi Dağı"na oturduğu belirtilir. Her ne kadar Cudi Dağı Şırnak’ta olsa da, bazı araştırmacılar bu terimin bölgedeki tüm yüksek zirveleri kapsayan genel bir isim olabileceğini tartışır.
Bir Gökyüzü Bakışıyla Başlayan Serüven: Durupınar Sitesi
1959 yılında, Türk Harita Yüzbaşı İhsan Durupınar, havadan çekilen fotoğrafları incelerken Telçeker ve Üzengili köyleri arasında devasa bir gemi silueti fark etti. Bu keşif, o dönem dünya basınında bomba etkisi yarattı!
![]() |
| nuhun-gemisi-hakki-senkeser-4 |
1980'lerde Amerikalı araştırmacı Ron Wyatt’ın bölgede yaptığı radar taramaları ve analizler, buranın sadece bir toprak yığını değil, "insan yapısı bir kalıntı" olabileceği iddiasını güçlendirdi. Bugün oraya gittiğinizde, toprağın içine gömülmüş dev bir geminin pruvasını andıran o silueti görmek gerçekten ürpertici ve büyüleyici.
Bilim Ne Diyor?
Tabii ki bilim dünyası her zaman kanıt ister. Jeologların büyük bir kısmı, bu oluşumun "limonit" adı verilen bir demir cevheri kütlesi olduğunu ve doğal toprak kaymaları (heyelanlar) sonucunda bu karakteristik gemi şeklini aldığını savunuyor. Yani onlara göre bu, doğanın bize oynadığı muazzam bir görsel oyun.
![]() |
| nuhun-gemisi-hakki-senkeser-5 |
Neden Hâlâ Bu Dağa Bakıyoruz?
İster jeolojik bir rastlantı olsun, ister binlerce yıllık kutsal bir emanet; Ağrı Dağı ile Nuh Tufanı arasındaki bağ, somut kanıtların ötesindedir. Bu bağ:
Yeniden Doğuşu: Felaketlerden sonra hayatın devam ettiğini,
Umudu: En büyük fırtınalardan sonra bile karaya varılacağını,
Ortak Hafızayı: Sümerlerden günümüze, insanlığın "büyük su baskını" korkusunu ve hayatta kalma azmini temsil eder.
Ağrı Dağı’na tırmanırken sadece yüksekliğe değil, bu devasa hikâyeye de tırmanıyorsunuz. Zirvede aldığınız her nefes, binlerce yıl önce karaya ayak basan o ilk canlının nefesiyle birleşiyor sanki.
![]() |
| nuhun-gemisi-hakki-senkeser-6 |
Benim "Dikey Dünyam"da dağlar dayanıklılığı, kalıntılar ise ortak hafızayı temsil ediyor. İkisi birleştiğinde, tırmandığım her metre geçmişin izleriyle daha anlamlı hale geliyor.
Siz ne düşünüyorsunuz? Kendi hayat yolculuğunuzda bugüne kadar hangi "tufanları" aştınız? Şimdi hangi zirveye doğru yürüyorsunuz?







Yorumlar
Yorum Gönder