Merhaba çok değerli "Benim Dikey Dünyam" okurları.
Uzun yıllardır çalışma hayatının içinde olan bir çalışan olarak, kariyer sitelerindeki ilanlarda ve iş görüşmelerinde pek çoğumuzun karşısına çıkan, adeta kronikleşmiş bir söylemdir: “35 yaşını aşmamış olmak.”
Bunu özellikle bir "işveren talebi" olarak vurgulamak istiyorum; yoksa kendileri de birer çalışan olan İK profesyonelleri durup dururken neden böyle bir sınır koysunlar ki, değil mi?
![]() |
| İş Arayışında 35 Yaş Sorunu Kapak Görseli |
LinkedIn platformunu aktif kullanan biri olarak, elimden geldiğince iş arayışı ya da iş ilanı duyurularına destek olmaya çalışıyorum. Bugün de yine uzunca bir süredir işsiz olan ve maalesef bu 35 yaş engeline takıldığı her halinden belli olan bir arkadaşımızın haykırışına destek olabilmek, bu konuda bir farkındalık oluşturabilmek için kalemi elime almak istedim.
Umarım yazıma yorumlarınızla katılır ya da farklı pencereler açarak bu konudaki farkındalığı hep birlikte büyütebiliriz. Hadi o zaman başlayalım!
Emeklilik Yaşı 65 Ama İş Bulma Sınırı 35!
Öncelikle gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de erkekler ve kadınlar için emeklilik yaşının 60-65 bandında olduğunu hatırlatarak konuya giriş yapalım. Yani bırakın 35 yaşını, 40 yaşın üzerindeki pek çok insan emekli olabilmek için önünde en az 20-25 yıl daha çalışmak zorunda.
Hele bir de ülkemizde ortalama iş değiştirme sürelerinin, gerek kurumdan gerekse çalışandan kaynaklı olarak 3 yılın bile altına düşmeye başladığını düşünecek olursak; belli bir yaşın üzerindeki, iş arayışındaki bu insanlar nasıl emekli olacak?
Bu konuda gerek yaptığım iş görüşmelerinde gerekse İK profesyonelleri ile gerçekleştirdiğim sohbetlerde edindiğim izlenimleri ve kendi görüşlerimi çok daha fazla uzatmadan paylaşmak istiyorum.
![]() |
| Ofiste Deneyimli ve Genç Çalışanlar |
Bir İK Görüşmesi Anısı: "İpini Koparan Başvuruyor!"
Yıllar önce yaptığım bir iş görüşmesinde, görüşmeyi yürüten İK çalışanına açıkça sordum: "Neden ilana özellikle '40 yaş altı başvuruları kabul ediyoruz' diye yazdınız?"
Verdiği cevabı eksiksiz, noksansız, üzerine hiçbir şey katmadan aynen aktarıyorum: “İpini koparan ilana başvuruyor.”
Ne kadar acı ve nezaketten uzak bir söylem, değil mi? "Nasıl yani?" diye üstelediğimde aldığım cevap ise şuydu: “50 yaşın üstünde bir sürü insan geliyor.”
Merakıma yenik düşüp bu İK çalışanına kendi yaşını sordum. Kendisi de 40 yaşın üzerindeydi. Gözlerinin içine bakarak, "Peki, sen bu yaşta işsiz kalırsan ne yapacaksın?" dedim. Yüzünün şekli bir anda değişti. Tahmin edeceğiniz üzere, o iş başvurum olumlu sonuçlanmadı.
![]() |
| İnsan Kaynakları İş Görüşmesi |
35 Yaş Sınırının Arkasındaki Gerçek: Neden Genç Çalışan?
Bu yazıda 35 ve 40 yaşın üzerindeki çalışanların iş tecrübelerinden ya da kuruma katacakları değerlerden uzun uzadıya bahsetmeyeceğim; bunları zaten hepimiz biliyoruz. Bence bu yaş sınırının arkasındaki tek gerçek neden tamamen duygusal, yani para!
Bu yaş sınırının altındaki pek çok genç arkadaşımız tecrübesiz oldukları ve genellikle yeni mezun sınıfına girdikleri için ücret konusunda kesinlikle seçici olamıyorlar. Nasıl olsunlar ki? Ülkemizdeki genç işsizlik rakamları malumunuz. 2000'li yıllardan sonra herkesin bir şekilde üniversite mezunu olması, sektör kapasitesinin çok üzerindeki mezun sayısı, meslek liselerinin ihmal edilmesi ve eğitim sistemindeki yapısal yanlışlar bu genç nüfusun önündeki en büyük engeller.
"Yetiştirilmek üzere" söyleminin arkasına sığınılarak (gerçekten hakkıyla personel yetiştiren kurumları tenzih ederek söylüyorum) genç insanlar istihdam edilmekte ve kendilerine son derece düşük ücretler teklif edilmektedir.
![]() |
| Türk Lirası Banknotlar ve Maaş |
Maliyet odaklı bakan pek çok kurumun ya da İK çalışanının kafasındaki düşünce yapısı şudur: Eğer bir çalışan 35-40 yaşın üzerindeyse yeteri kadar tecrübelidir ve onların aradığı şey kesinlikle tecrübe değildir. Çünkü tecrübeli bir çalışan sorar, sorgular, gerektiğinde hakkını arar. Kafasına yatmayan bir durum olduğunda kendini ifade eder, "Bu iş bu ücrete olmaz" der.
Tabii ki bu durum, bahsettiğim zihniyetteki firmaların işine gelmez. Çünkü onlara; tabiri caizse "ağaç yaşken eğilir" misali, ağzı olan ama dili olmayan, biat edecek çalışanlar lazımdır. Tecrübe, onlar için sadece bir risk ve tehlikedir. Alacakları kişi çok tecrübeli olursa belki kendi pozisyonları için de bir tehdit oluşturacaktır. Ama yaş 35’in altındaysa, hak ettiğinden çok daha az bir ücretle, daha fazla çalıştırılacak ve emeği kolayca sömürülebilecektir.
Burada tekrar altını çizerek belirtmek isterim: Kesinlikle bu düşünce yapısında olmayan, haklı ve mantıklı nedenlerle belirli bir yaş grubunu istihdam etmek durumunda kalan saygın kurumlarımızı ve İK profesyonellerini tenzih ediyorum. Ama lütfen onlar da kendilerince haklı olan bu sebepleri ilanlarında ya da görüşmelerinde şeffafça paylaşsınlar.
Çözüm Önerileri: Kurumlar, İK'cılar ve Devlet Ne Yapmalı?
Bu konuda başta kurumlar ve İK çalışanları olmak üzere, devletin de şapkayı önüne koyup derin derin düşünmesi gerekiyor.
Kurumlar; yaş ayrımı yapmaksızın, pozisyonun gerektirdiği yetkinlikleri karşılayan her adayı eşit değerlendirmelidir. Unutulmamalıdır ki, belli bir yaşın üzerindeki bireyler sanılanın aksine işine çok daha sıkı sarılır; fevri ve aceleci kararlar vermeyerek kriz anlarında daha uzlaşmacı ve dengeli olurlar.
İK Çalışanları; eğer bu yaş sınırı talebi üst yönetimden geliyorsa, bunun kurumsal itibar ve verimlilik açısından yanlış bir karar olduğunu yönetime anlatmaya çalışmalıdır. Eğer bu kendi kişisel tercihleri ise, bir gün kendilerinin de o yaş sınırını aşacağını ve benzer bir duruma düşebileceğini akıllarından çıkarmamalıdır.
Devlet; yaş ayrımcılığıı ortadan kaldıracak, özellikle belirli bir yaşın üzerindeki deneyimli iş gücünün istihdamını destekleyecek ve özendirecek teşvikler (vergi indirimi, SGK prim desteği vb.) geliştirmelidir.
![]() |
| İŞKUR İstihdam Merkezi |
Değişime Nereden Başlamalıyız? (Kariyer ve Yönetim Yolculuğu)
Peki, hem bu süreçlerden geçen profesyoneller hem de bu dinamikleri yönetmekte zorlanan kurumlar olarak ne yapmalıyız? Dönüşüm, her zaman içeriden başlar. Tam da bu noktada, yılların getirdiği kurumsal tecrübeyi analitik çözümlerle birleştirmek ve bireysel/kurumsal farkındalığı artırmak hayati bir önem taşıyor.
Profesyoneller İçin: Eğer siz de iş hayatında 35-40 yaş sınırına takıldığınızı hissediyor, kariyerinizde bir tıkanma yaşıyor ya da yepyeni bir yön çizmek istiyorsanız; yalnız değilsiniz. Doğru bir strateji, güçlü bir zihinsel dayanıklılık (rezilyans) ve potansiyelinizi açığa çıkaracak adımlarla bu "engelleri" birer basamağa dönüştürmek mümkün.
Kurumlar İçin: Şirketlerin maliyet odaklı vizyonsuz yaklaşımlardan sıyrılıp, yalın süreçlerle verimliliği artırması ve insan kaynağını doğru yönetmesi gerekiyor. Tecrübeyi dışlamak değil, o tecrübeyi kurumsal hafızaya entegre etmek sürdürülebilir başarıyı getirir.
Gerek bireysel kariyer yolculuğunuzda kaybolmuş hissettiğiniz anlarda Kariyer Koçluğu (ICF PCC) süreçleriyle yönünüzü yeniden belirlemek, gerekse kurumunuzda verimliliği artırmacak Yönetim Danışmanlığı ve Yalın Dönüşüm adımlarını atmak isterseniz; bu dönüşüm yolculuğunda yanınızda olmak ve birlikte çalışmaktan mutluluk duyarım. Hizmetlerim ve profesyonel destek süreçlerim hakkında detaylı bilgi almak için bana her zaman ulaşabilirsiniz.
![]() |
| Hakkı Şenkeser - Zirve Yalın Danışmanlık ve Koçluk |
Son Söz ve Kariyer Sitelerine Bir Öneri
Kariyer sitelerinin bazı hassasiyetlerini yakından takip ediyor ve tebrik ediyorum. Ancak onlara da küçük bir önerim var:
Bir İK profesyoneli arkadaşım, yöneticisinin isteği üzerine verdiği bir ilanda "sigara içmeyen personel tercih sebebidir" ifadesini kullanmış. İlgili kariyer sitesi, bu ifadenin bir "hak mahrumiyeti ve ayrımcılık" olarak değerlendirilebileceğini belirterek ilanın değiştirilmesini istemiş. Bu yaklaşımı takdir ediyorum. Ancak aynı hassasiyetin, hiçbir haklı sebep belirtmeksizin doğrudan yaş sınırı koyarak belirli bir yaş grubunu tamamen sistemin dışına iten kurumlar için de gösterilmesini; kariyer sitelerinin bu konuda bir filtreleme veya tavsiye mekanizması geliştirmesini ümit ediyorum.
Evet sevgili dostlar; ister firma sahibi, ister İK profesyoneli, isterse aktif bir iş arayan olun... Bu konu hakkındaki görüşlerinizi yorumlarda paylaşırsanız çok sevinirim.
Umarım tüm iş arayanlar hak ettikleri değerle çalışabilecekleri işlere, kurumlar ise kendilerine değer katacak doğru çalışma arkadaşlarına en kısa sürede kavuşurlar.
Gelecek Yazı Duyurusu:
Bu zorlu piyasa koşullarında yönünü kaybetmeden ilerlemek ve stratejik adımlar atmak isteyenler için hazırladığım bir sonraki yazımı kaçırmayın:
"İş Bulmanıza Yardımcı Olacak 10 Adım"
Çok yakında burada olacak...
Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, hoşça kalın.






Yorumlar
Yorum Gönder